27 Kasım 2012 Salı

15 Kasım 2012 Perşembe

Çizgilerin Gücü Adına


Çizgilerin Gücü Adına - 
Kayra Keri Küpçü İmza Günü


Çizgilerin Gücü Adına bir çizgi film kitabı...

Arkadaşlarınızla konuşurken aklınıza gelip bir türlü dilinizin ucundan çıkmayan çizgi filmlerin kitabı.

2000 yılından önce ülkemiz televizyonlarında yayınlanmış tüm çizgi filmleri bu kitapta bulacaksınız. Bu kitap, Türk televizyonculuk tarihi açısından da önemli bir kitap olması dışında; çocuklarınıza bırakabileceğiniz rengarenk, anılarla dolu bir miras olacak. Kafanıza takılan bir çizgi film olduğunda her an elinizin altında bulunması gereken, hatırladığınız ve hatırlayamadığınız çizgi filmlerin olduğu bir kaynak kitap.

Hâlâ çizgi film izliyorsanız ve eski çizgi filmleri anıyorsanız bu kitap sizin başucunuzdan eksik olmayacak!

"Geride kalmış mutlu anları hatırlamaya hazırlanın. Çizgilerin Gücü Adına, televizyonculuk tarihi açısından da önemli bir kitap bence. Şimdi Shrek, Buz Devri, Madagascar, vb. ortalığı kasıp kavuruyor. Onlar yokken bunlar vardı işte."


- Sevin Okyay



Gerekli Şeyler Yayıncılık Standı - 2. Salon | 313A

24 Kasım Cumartesi
Saat: 14:00 - 16:00

Not: Kitap ilk olarak İstanbul Kitap Fuarı'nda satışa sunulacaktır. Kitabın dağıtımı fuardan sonra yapılacaktır.

3 Kasım 2012 Cumartesi



Merhabalar!
Manga serilerimizi takip eden ve manga kültürü hakkında bilgi sahibi olan okurlarımızın yanında, mangaya ilgi duyan, okumaya başlamak isteyen okurlarımız olduğunu da dikkate alarak, yayınladığımız manga serilerinin çeşitleri hakkında ufak bir bilgilendirme yapmak istedik.
Japonya’da her yaştan insanın okuduğu, dünyada ise özellikle animelerinden sonra bir çığ gibi büyüyen hayran kitlelerine sahip olmaya başlayan mangaların pek çok çeşidi bulunmaktadır. Bunların bir kısmını aşağıda, hedef kitleleri ile birlikte örnekleyebiliriz:

Shōnen manga: Genç erkek okuyucu kitlesini hedefler.
Shōjo manga: Genç kız okuyucu kitlesini hedefler.
Josei manga: Yetişkin kadın okuyucu kitlesini hedefler.
Kodomo manga: Genç kız ve erkek okuyucu kitlesini hedefler.

Gerekli Şeyler olarak yayınladığımız sevilen One Piece ile Naruto ile yakında raflarda yerini alacak olan Bleach “Shōnen manga”, yakında yayınlanacak olan diğer iki mangamız Hellsing ve Berserk ise “Seinen manga” olarak adlandırılmaktadır. Sizlere, bu manga çeşitleri ile ilgili biraz bilgi verelim.


Shōnen manga:
Shounen (少年) veya Shōnen Japonca bir kelime olup genç erkek veya erkek çocuk anlamına gelir. Anime veya mangaların hitap ettiği kesimi belirtmek için kullanılır. (10 yaş ve üzerindeki kitle.) Kanji karakterleri olan (少年), “yıl” anlamına gelmektedir. (漫画) ise “karikatür, öykü, çizgi roman” anlamına gelir. Böylelikle tam ifade “genç erkeklerin çizgi romanı” anlamına gelmektedir.
Shonen manga, genellikle yüksek aksiyon içerir ve erkek kahramanları  esprili karakterlerdir.
Erkekler ya da genç erkekler arasındaki dostluk, kavga, mücadele ve hayranlık ön plana çıkar.
Bazı shounen örnekler: Bleach, Beyblade, Fullmetal Alchemist, Naruto , Naruto Shippuden , One Piece, Dragon Ball, Rurouni Kenshin, Gin Tama, Fairy Tail, Hunter × Hunter, Soul Eater, Reborn, Astro Boy, Kuroshitsuji, Kinnikuman, Saint Seiya, Dr. Slump, Fighting Spirit, Detective Conan, YuYu Hakusho, InuYasha, Bleach, Slam Dunk, Zatch Bell!, Tsubasa: Reservoir Chronicle, Yu-Gi-Oh!, Fullmetal Alchemist, Buso Renkin ve D.Gray-man.
Dragon Ball’daki Bulma ya da One Piece’deki Nami gibi çekici dişi kahramanlar, genellikle abartılı özellikler taşır. Shonen manganın tarzı Shojo manga ile karşılaştırıldığında daha az “süslü”dür. Yine de bu manganın çizerine göre değişim gösterebilir. Bazı mangakalar, hem shonen hem de shojo manga üretmektedirler.


Seinen manga:
Seinen manga (青年漫画?), genellikle 18-30 yaş arası yetişkin erkek kitlesine hitap eden manga türüdür. Japoncada, “Seinen” kelimesinin anlamı “genç adam”dır ve bu sınıflandırma, bu manga çeşidinin müstehcen öğeler taşıması anlamına gelmemektedir (Yetişkin kadınlar için, bu manga çeşidine denk gelen, Josei Manga’dır). Hikaye örgüsünde, genellikle aksiyondan çok karakter gelişimine vurgu yapılmasından ötürü,  bazı seinen serileri genellikle Shojo, yani “genç kız” manga çeşidiyle karıştırılabilmektedir. Bu özellikle, Chobits ve Chi's Sweet Home gibi seinen komedi serileri ve Twin Spica gibi seinen dramaları için geçerlidir.
Diğer Seinen Manga Örnekleri:  Akira, Monster, Gantz, 20th Century Boys, Berserk, Battle Royale, Blame!, Vagabond, Ghost in the Shell, Hellsing, Black Lagoon, Ikigami, Elfen Lied, Another, Battle Angel Alita, Zetman ve Drifters.

Gönül Öztopuz-Gerekli Şeyler



30 Ekim 2012 Salı

Yattım kalktım manga yaptım!


Hemen hemen ilk sayılarından itibaren manga hazırlayan biri olarak manga hazırlamanın zorluklarından bahsedelim, normal çizgi roman hazırlamanın da kendine has zorlukları olsa da manga, bu konuda tamamen diğer çizgi roman türlerinden hemen ayrılıyor, ve hazırlık aşamasında kendini belli ediyor (Burada kitabın tamamen tersten hazırlanıyor oluşundan bahsetmeyeceğim bile!). 

Özellikle de bu hazırlık aşamasında çeviri, doğrudan Japonca’dan yapılıyorsa, işler daha da bir karmaşıklaşıyor, mangaların grafiksel hazırlığındaki zorlukları başlıklar altında sıralarsak ilk karşımıza çıkan sorun olarak “manganın dili” geliyor, daha sonra bunu balonlama şekli takip ediyor ve hemen ardından da mangaya özgü efektler geliyor.
Şimdi bu sıralamayı biraz açacak olursam, öncelikle dil konusunda karşılaşılan zorluklardan bahsedeyim.
İngilizce çizgi romanları hazırlarken, elimizde mevcut olan İngilizce materyallere bakarak çeviride hangi balona hangi sözcük gelecek, bunu görebiliyoruz; herhangi bir karışıklık olduğunda veya balonlama sırası karıştığında elimizdeki orjinal materyale bakarak hatayı görüp hemen müdahele şansımız oluyor. Ancak mangada işler kesinlikle bu şekilde yürümüyor, mangalar orjinal dilleri olan Japonca’dan çevrildiği için balonlamayı yaparken, çevirmenden gelen çevirileri belirli bir balonlama sırasına göre yerleştiriyor ve en ufak bir hatada, sayfalar arasında boğuşmak zorunda kalabiliyoruz. Çünkü orjinal materyale baktığımızda, bize klavuzluk yapacak en ufak bir bilgiye ulaşamıyoruz, nitekim Japonca tamamen uzak olduğumuz bir dil. Gördüğümüz sadece bize anlamsız gelen işaretler oluyor.
Diğer bir sıkıntı ise balonlama, İngilizce çizgi romanlar Türkçeleştirilirken mevcut çeviri, çoğu zaman orjinal materyaldeki balonlara uyar, nadir de olsa balonlara müdahele etmemiz gerekir ve pek olumsuz bir sonuçla karşılaşmayız ancak söz konusu bir mangaysa burada da işler biraz ters gidebiliyor. Japonca, yukarıdan aşağı yazıldığı için, balonlama da genelde buna uygun olarak yuvarlak veya oval değil de daha çok üstten aşağı elips şeklinde oluyor ve bu tamamen Latin tabanlı soldan sağa (veya tersi) olan alfabeye ters düşüyor. Burada genelde orjinal materyale müdahele etmemiz gerekiyor ancak elimizi kolumuzu bağlayan unsurlar var.
Öncelikle, hazırladığımız manga, dokümanları yüksek çözünürlüklü ve tek katman imaj dosyası olarak geldiği için balonlara kolayca müdahele etmek söz konusu değil.  Burada balona müdahele ederken çok da esnek olduğumuz söylenemez çünkü balonu diğer çizgi romanlar gibi enine fazla genişletmek sayfada doğal olarak çirkin bir görüntü oluşturuyor, ayrıca mangaların balonlama şekline bakarsak, fazla genişleteceğimiz bir balonun, karakterin suratını kapatması olası. Bu yüzden burada yapacağımız müdahaleler minimumla sınırlı. Minimum müdahele yapılan balonlarda ise, heceleme ister istemez çok fazla oluyor. Bu sefer bunu dengelemek için yazı tipine müdahele etmemiz ve maksimum okunabilir düzeyde kalacak şekilde yazı tipinin harf aralarındaki boşlukları ve fontun enine olan genişliği üzerinde değişiklik yapmamız gerekiyor.

Zor  balonlamaya bir örnek.
Bunun haricinde yazarların anlatımda kullandığı başka bir şekil ise balon haricinde yazı kullanma, bu yazılar bazen gövde üzeri, bazen boyun bazense tamamen bir sahne üzerine olabiliyor, burada ise bu yazıların üstünü kapatmak yerine orjinal çizime zarar vermeden yazıyı silmek ve boş kalan kısımları tekrar çizerek üzerine Türkçe yazıyı yerleştirme (özellikle bu kısımlar inanılmaz vakit alıyor) yöntemini kullanıyoruz. Buraya kadar yaşadığımız zorluklar sırasında kaybettiğimiz zaman ise iki farklı çizgi romanın baskı hazırlığına eşit süre kadar oluyor.
Son olarak ise mangaların kendine özgü efektleri karşımıza çıkıyor, bu efektler genelde balonlamadan bağımsız ve hikâyenin anlatıldığı çizimlerin içinde oluyor, genelde anlatımda kullanılan yazıdan büyük olmalarına rağmen iki veya üçüncü bakmada ancak kendisini görebildiğimiz kadar küçük olan efektlerde oluyor. Bunları sayfadan tamamen kaldırmak veya üzerini Türkçe efekt ile kapatmak hem işin kolayına kaçmak hem de manga ruhuna tamamen saygısızlık gibi olduğu için, genelde orjinal efektin yanına Türkçesini koyuyoruz.
Bunun iki farklı zorluğu var, öncelikle Japonca’da “sert bakmak” gibi, bizim tamamen uzak olduğumuz efektlerin Türkçe’ ye çevrilmesi -ki bu kısmın grafikle alakası yok, ancak inanılmaz vakit alan bir işlem- ikincisi ise zaten hem balon, hem çizim, hem de efektin olduğu bir sayfada ayrıca Türkçe efekt koymak için uygun alan yaratmak. Yine burada bize gelen dokümanın katmansız olması sebebiyle Photoshop'la sayfalarda oldukça vakit harcıyoruz. Mangalara Türkçe efekt koyarken, balonlanmış olan mangaya baştan başlayıp her sayfaya yeniden tek tek dönüyoruz. Bu işlem zorluğundan ziyade balonlama gibi baştan sona tekrar yapıldığı için bir kitabı sıfırdan yapmak kadar vakit alıyor.
Zorluklar dahiline girmeyip sadece mangaya özgü olmayan ve diğer çizgi romanlarda da yapılan işlemler ise düzeltiler. Balonlama ve efekt yerleştirmesi hazır olan bir manga önce editör tarafından kontrol edilip bulunan hatalar veya anlatımı bozan cümleler tekrar düzeltilir ve prova baskıya gönderilir, prova baskısından gelen iş son bir kontrolden geçirilip gerekli değişiklikler son kez yapılır ve manga baskıya gönderilir.
Sonuç olarak okuyucunun tek seferde okuduğu bir manganın sadece grafiksel hazırlığı sırasında minimum dört defa okunup ve üç defa sıfırdan hazırlanma süresi kadar vakit aldığını söyleyebilirim. Tabi yazının başında da bahsettiğim gibi, burada sadece grafik hazırlık süresince yaşanan zorluklar var.  Daha ayrıca ele alınması gereken ve gerek editör olarak, gerek çevirmen olarak karşılaşılan zorluklar da mevcut.

23 Ekim 2012 Salı

ERKEKLER LİGİNDE DİŞLİ BİR KADIN MACERACI: SPIDER-WOMAN!


Gerçek Adı: Jessica Miriam Drew
Meslek: Maceracı, Özel Araştırmacı, Casus 
(Espionage Ajanı), Sekreter, Öğretmen
Yasal Durum: ABD Vatandaşı, İngiliz Vatandaşı
Doğum Yeri: İngiltere
Medeni Durumu: Bekar
Bilinen Akrabaları: Jonathan Drew (babası, ölmüş) , 
Miriam Drew (annesi, ölmüş)
İlk Görünüm: Marvel Spotlight #32 (1977 yılında)
Uzunluk: 1.78 Metre ( 5ft  10")
Ağırlık: 59 Kilogram (130 lbs.)
Göz Rengi: Yeşil
Saç Rengi: Kumral
Tanımlayıcı Özellikler: Jessica’nın doğal saç rengi kumral olmasına rağmen,  genellikle saçını simsiyah boyamayı tercih eder. Siyah saç, daha önceleri, Jessica’nın Spider-Woman olduğu zamanlarda kimliğini saklamak için kullandığı bir peruk olsa da şimdi kendi doğal saçı haline gelmiştir.
Orijini:
Jessica Miriam Drew’ün ailesi Jonathan ve Miriam Drew adındaki iki bilim insanıdır. Bu bilim insanları, hayatlarını, örümceklerin çevre adaptif yeteneklerini, DNA’ ları içerisindeki elementlerden  insan genomu içine aktarmaya adamışlardır. Jessica’nın doğumundan önce ikili, Wundagore Dağı’na taşınarak, General Wyndham’ın himayesinde, HYDRA’nın sağladığı finansmanla araştırmalarını sürdürmüşlerdir. Bu araştırmalar ve deneyler sırasında, Jessica’nın annesi, çeşitli türlerdeki örümceklerin fiziksel özelliklerini kapsayan DNA’yı içeren lazer ışınına maruz kalmıştır. Henüz anne karnında olan Jessica, O’na birçok değişik örümcek gücünü veren özellikleri bu şekilde almıştır.  Jessica’nın ailesi, o doğduktan bir süre sonra esrarengiz koşullar altında ortadan kaybolmuşlar ve gitmeden önce O’nu, Wundagore Dağı’nda, Bova adındaki kadına bırakmışlardır. Jessica, daha sonra HYDRA’nın bünyesinde, Taskmaster tarafından dövüş sanatları üzerine eğitilmiş ve kendine özgü güçleri etkili bir şekilde kullanmayı öğrenerek ölümcül bir suikastçiye dönüşmüştür.
Yaratılışı:
Spider-woman ilk olarak, 1977 yılında Marvel Spotlight’ın 32. Sayısında ortaya çıkmıştır. Archie Goodwin, Sal Buscema ve Jim Mooney tarafından yaratılan Spider-woman, 1970’lerde kısa bir popülerite yaşamıştır. Bu süreçte kendi düzenli serisi olan Spider-woman (toplam 50 sayı), daha sonra popülerliğini kaybederek neredeyse unutulmuş ve yıllar sonra, yirmibirinci yüzyılda yeniden dirilerek New Avengers üyesi olarak boy göstermeye başlamıştır.

Karakter Gelişimi:
Jessica’nın orijininin asıl hikayesi, Jonathan ve Mirriam Drew’ün kızları olarak Londra, İngiltere’de doğması ile başlar. Genç yaşta Jessica, Transia yakınlarındaki Wundagore Dağı’nda yaşarken öldürücü miktarda radyasyonla zehirlenir. Hayatını kurtarmak için bir girişimde bulunmak isteyen babası, O’na  ışınlanmış örümcek kanına dayanan deneysel bir serum enjekte eder. Serumun anlaşılır bir etkisi olmadığına inandıkları için,  “High Evolutionary” olarak da bilinen bir adam O’nu genetik hızlandırıcının içerisine sokar. Hızlandırıcının içerisindeyken, giderek yavaşlayan oranda yaşlanır.
 Sonunda, Kont Otto Vermis’in kontrolü altındaki HYDRA O’nu bularak bir HYDRA ajanı olarak yetiştirir. O’na sahte bir erkek arkadaş vererek daha sonra genç adamı öldürecek kadar ileri giden HYDRA, bu şekilde Jessica’yı yavaş yavaş ele geçirir. Titizlikle Taskmaster tarafından eğitilen Spider-woman, bütün bu beyin yıkama ve manipulasyonlar sonucunda insan olmadığına, aslında evrim geçirmiş bir örümcek olduğuna inandırılır.  Bu süreçte “Arachne” takma adını alan Spider-woman, Jessica’nın HYDRA’nın gerçek yüzünü gördüğü ana kadar, bir HYDRA ajanı olarak Nick Fury ve S.H.I.E.L.D ‘le savaşır.
Yeni hikayede ise Jessica’yı HYDRA’ya kabul eden Otto Vermis, artık yaşlı ve emekli bir HYDRA ajanıdır. Jessica ise annesini bulmaya giden yolda bilgi sahibi olmak için bu yaşlı adamı baştan çıkaracaktır. Bir diğer değişiklik ise, altıncı yüzyıl büyücüsü Magnus’un ruhunun, Jessica’nın babasına asla hakim olmamasıdır. Magnus’un on yıllar sonra, Jessica’ya pekçok macerasında yardım edişinin nedenini açıklayan bu detayın değiştirilmesi, zaman zaman karışıklığa sebep olmuştur.

Diğer Spider-woman Karakterleri:
Birkaç diğer karakter de Spider-Woman karakteristiği göstermiştir. İlk “Secret Wars” da yer alan Julia Carpenter, genetik değişime uğramış ve kısa bir süre de olsa bu ünvana sahip olmuştur. Mattie Franklin de sonradan kazanılan güçlerle bir süreliğine Spider-woman olarak anılmıştır. Dr. Octopus tarafından genetik olarak modifiye edilen Charlotte Witter adlı süper-kötü ve “Gizli İstila” hikaye örgüsündeki Queen Veranke de kendilerini Spider-woman olarak tanıtmışlardır.
Spider-Woman’ın Yer Aldığı Hikayeler:
Spider-woman adını aldıktan sonra Jessica, yeni kimliğini kullanarak, Londra’dan başlayarak babasının katilinin izini surer. Bu süreçte HYDRA tarafından yeniden ele geçirilip beyni yıkandıktan sonra onlar adına çalışmaya başlayacaktır. Bu, O’nu Ben Grimm’le doğrudan bir çatışma içerisine sürükler. HYDRA’nın beyin yıkaması tersine çevrildiğinde, “Thing” ve “Mystic Modred” ile sihir ve büyü yoluyla savaşacaktır. 
Jessica, daha sonra Morgan Le Fey’in ajanı olan Excalibur ile savaşır. Morgan’ın ezeli düşmanı olan “Büyücü Magnus” ile karşı karşıya gelir. Karşılaşmalarından itibaren Magnus, Spider-woman’ın en güçlü müttefiklerinden birisi haline gelir. Daha sonra Magnus, Jessica’ya O’nu Los Angeles’ta yeniden bulması için bilgi sağlayacak ve kostümlü suç savaşçısı olarak kendi kariyerine başlaması için de fırsat verecektir. Los Angeles’ta bulunduğu sırada Jessica,  Morgan Le Fey’in hayaletine rastlar ve babasının katillerinin izini sürer. Bu sırada Jessica, S.H.I.E.L.D ajanı Jerry Hunt tarafından Los Angeles’a kadar takip edilir ve O’nunla romantik bir ilişkiye başlar.
Spider-woman oluşunun ilk zamanlarında Jessica, Los Angeles’taki varlığını gizli tutmayı tercih eder. “Grimm Kardeşler”, “Hangman”, “Enforcer”, “Needle”, “Hammer”, “Anvil”, “Nekra”, “Silver Samurai”, “Viper”, “Waxman” gibi süper güçlü düşmanlarla savaşırken, “Werewolf”, “Shroud” gibi müttefiklere de sahip olur.
Jessica, feromonlarının gerçek doğasını keşfetmeye çalışır. Sonunda erkekler için güçlü bir cinsel cazibe, kadınlar içinse antipati oluşturan feromonlarını kullanmayı öğrenir. Araştırmaları O’nu Hatros Enstitüsü’ne ve ilk gerçek işine götürür. Burada sekreter olarak çalışarak; herhangi bir yan etki olmaksızın insanlar arasında dilediği gibi dolaşabilmesi için, feromonlarını bastıran ücretsiz bir tıbbi tedaviye ulaşabilmektedir. Shroud’un yanında Nekra’ya karşı savaşırken feromonlarını dilediği zaman salgılamayı öğrenir. Hatros Enstitüsü’nde zirvedeyken Jessica’nın Nekra ile karşılaşması, işini kaybetmesine neden olacaktır.
İşsiz günlerinde, Jessica, hırsızlık yapmayı bile düşünür fakat bundan son anda vazgeçer. Spider-Man ile karşılaştıklarında, Spider-Man O’na, eşsiz yeteneklerini zorda kalan insanları kurtarması için kullanmasını öğütler. Jessica bu öğüdü dinleyerek suçlulara karşı bir kelle avcısı olur. Daha sonra “Hornet” adını alacak olan eski FBI uzmanı Scotty McDowell ile birlikte çalışır. Onlar birlikte çalışırken ilişkisi sona erer ve bundan sonra Jessica, San Francisco’da en yakın arkadaşı Lindsay McCabe ile yaşamaya ve lisanslı bir özel araştırmacı olarak çalışmaya başlar.
Özel araştırmacı olarak çalışırken Jessica bir savaşta Viper ve Silver Samurai ile karşı karşıya gelir. Bunun sonucunda iki şey açığa çıkacaktır. Bunlardan ilki, Lindsay McCabe’nin Spider-woman’ın Jessica olduğunu öğrenmesi, diğeri ise Viper’ın Jessica’nın gerçek annesi olduğunu iddia etmesidir. Viper’ın aslında Miriam Drew olup olmadığı açıklanmamakla birlikte, ikisi arasındaki benzerlik esrarengizdir ve HYDRA ajanlarını bile şaşırtmıştır. Ancak Viper’ın Chthon’un piyonu olduğu görülse de O, Jessica’yı incitmektense Chthon’a ihanet etmiştir. Jessica, daha sonra Viper’la yeniden savaşır, bu defa Viper Jessica’nın beyninin O’nun annesi olduğuna inanacağı şekilde yıkandığına inanmıştır. Bundan kısa bir süre sonra Jessica, Giant-Man’I kurtarmak için ayrıcalıklı güçlerinden vazgeçmiştir.
Jessica, Magnus’la birlikte altıncı yüzyıl İngiltere’sine astral seyahat ederek Morgan Le Fey’in güç gösterisi yapmak için kullandığı, arkadaşlarının ruhlarını serbest bırakmaya çalışır. Morgan’ın hakkından gelmeyi başarır ancak ruhu ondan uzaklaştığında, Jessica’nın insan vücudu ölür. Jessica’nın öldüğüne inanılır ve Büyücü Magnus, Jessica’nın varlığının tüm izlerini insanlık üzerinden silmek için bir büyü yapar. Buna rağmen büyü hatalı olur, Tigra ve Shroud Jessica’nın ölü vücudunu keşfederek Avengers ve Doctor Strange’le irtibat kurarlar. Aslında Jessica’nın astral düzlemde sıkışıp kaldığı ve kendi bedeni ile iletişim kurmaya çalıştığı anlaşılır. Avengers ve Doctor Strange, astral düzleme seyahat ederek Morgan Le Fay ile savaşır, gerçekte O da astral düzlemde sıkışmıştır. Morgan, Avenger’ların Jessica’yı diriltme çabalarını engellemeye çalışır. Sonunda Doctor Strange, Jessica’nın ruhuyla bedenini birleştirmeyi ve Morgan’ı tuzağa düşürmeyi başarır ancak herşeyin bir bedeli vardır: Jessica’nın biyoelektrik güçleri yok olmuş ve Magnus astral gücünü, Jessica’yı yaşama döndürmek adına feda etmiştir. Buna rağmen Jessica, yaşama dönüşünden ötürü minnettardır ve Spider-woman kimliğinden vazgeçer. Hayatına, San Francisco’da özel araştırmacı olarak devam eder, Lindsay McCabe ve ara sıra da Tigra, Shroud ve X-Men O’na yardımcı  olurlar.
Jessica Drew, partneri Lindsay McCabe ile birlikte sık sık Madripoor’a özel araştırmacı olarak uğrar. Bu süre boyunca, biyoelektriği deşarj etme yeteneğini kaybetmiş olsa da yavaş yavaş diğer örümcek güçlerini geri kazandığını fark eder. Hala insan-üstü güç ve çevikliğe, duvarlara tırmanma yetisine sahiptir. Bir noktada, Wolverine ile savaşır. Buna rağmen Wolverine’in alter-egosu olan Patch ile müttefik ve sırdaş olur ve O’na San Francisco’ya dönmesinde yardım eden pilot Archie Corrigan ile de iyi bir arkadaşlık kurar.
Jessica’nın hayatı, Charlotte Witter’ın O’nun güçlerini çalarak kendine Spider-woman lakabını vermesine kadar bir düzen içerisindedir. Bu olaydan sonra Jessica, özel araştırmacılığın yanında, Mattie Franklin’e öğretmenlik ve akıl hocalığı yapacaktır. Mattie Franklin, Spider-woman kimliğini üstlenerek, Spider-woman olan üçüncü kadındır. Jessica, Mattie ile iki olayı araştırırken güçlerini yeniden kazanmaya başladığını fark eder. Örümcek güçlerinin hemen hepsini geri kazanmasına rağmen güçleri dengesizdir. Örneğin, zehir patlamaları bir dövüşte son derece etkiliyken başka bir durumda tamamen etkisiz olabilmektedir. 

New Avengers (İntikamcılar)
Amerika’da Norman Osborn’un yasaları kontrolü ve emirleriyle kurduğu karanlık saltanatı süresince, Jessica, Wolverine tarafından New Avengers’a katılması için davet edilir ve gidecek başka bir yeri olmadığı için bunu kabul eder. Diğer Avengers’ları S.H.I.E.L.D’ ın artık var olmadığına dair uyarır, daha sonra da Luke ve Jessica Jones’un bebeği, Danielle’in bulunmasına yardım edecektir. Iron Fist ile birlikte HYDRA üssüne saldırarak Jarvis kılığına bürünen Skrull olup olmadığını bulmaya çalışırlar. Daha sonra da Red Hulk’ın kimliğini keşfetmeye çalışan Lady Liberators’a katılır.
New Avengers’la birlikteyken, Hood ve çetesi ile, Norman’ın saltanatının sona ereceği Siege of Asgard’a katılmadan önce de Dormammu /Hood ile karşılaşır. Jessica daha sonra yeniden düzenlenen Avengers takımına iç çekirdek üyenden (Iron Man, Thor, Captain America) hemen sonra katılır.

Spider-Woman’ın Gücü ve Yetenekleri:
Örümcek kanından türetilen özel bir serum ve yüksek miktarda radyasyona maruz kalmanın kombinasyonuyla Jessica, insan üstü birçok özelliğe sahip olmuştur. İnsan üstü güce, hıza, reflekslere, çevikliğe, dayanıklılığa ve sağlamlığa sahip olmuştur. Biyoelektrik enerjiyi bir noktada toplayarak zehir patlamaları üretme yeteneğine sahiptir. Bu patlamalar, normal bir insanı sersemletici ve hatta öldürücü etkide olduğu gibi, avuçiçi ve tabanlarından bilinmeyen bir yapıştırıcı madde salgılayarak hemen hemen her yüzeye yapışma yeteneğini de gösterir. Jessica, bütün zehirlere, ilaçlara hızlıca bağışıklık oluştururken, radyasyona karşı da tamamen bağışıklıdır. Bedeni, yüksek konsantrasyonlu feromon salgılarken bu, erkeklerin cinsel cazibe duymalarına neden olurken kadınların da korku hissetmelerine neden olur. Genellikle, bu etkiyi azaltmak için kimyasal bir “parfüm” kullanmaktadır. Tekli serilerinde genel olarak insan-üstü hisler göstermektedir. Jessica, birden çok defa güçlerini kaybedip geri kazanmış olmasına rağmen, bu günlerde güçleri yeniden ortaya çıkmış ve eskisinden de daha güçlü hale gelmiştir.
Güçlerine ek olarak, Jessica muhteşem bir teke tek dövüş ustasıdır. Taskmaster’ın eğitmenliği boyunca boks, judo, karate, kapoeira gibi pek çok dövüş tekniğinde eğitim görmüştür. Eskrim eğitimiyle birlikte değişik türlerdeki silahları kullanma eğitimi de alan Jessica, önceleri HYDRA, sonda da S.H.I.E.L.D tarafından gizli operasyon, gizli harekat, casusluk, bilgi toplama konularında da eğitilmiştir. Korece, Rusça, Fransızca, İspanyolca, Portekizce ve Almanca gibi çok sayıda yabancı dil konuşabilmektedir.  
Spider-Man gibi diğer Avengers’larla aynı fiziksel seviyede olmamasına rağmen kendi becerilerini ve reflekslerini, çok zor durumlarda kullanma konusunda diğerlerinden daha da kabiliyetli gibi görünmektedir.

Gönül Öztopuz





15 Ekim 2012 Pazartesi

10 Ekim 2012 Çarşamba

Alice Harikalar Diyarı’nda dolaşan bilim adamı: Henry Pym (Ant-Man - Giant Man - Goliath - Yellowjacket) Bölüm 1


Gerçek Adı: Dr. Henry "Hank" Pym
Meslek: Maceracı, Biyokimyacı,                 Avengers topluluğunun eski yöneticisi
Kimlik: Halk tarafından biliniyor                
Yasal Durum: ABD Vatandaşı, vatana ihanet suçundan hüküm giymiş ve bu karar daha sonra düşmüştür
Eski Takma Adı: Ant-Man, Giant-Man, Goliath, Yellowjacket
Doğum Yeri: Elmsford, New York
Medeni Durumu: Dul, daha sonra yeniden evlenir ve boşanır
Bilinen Akrabaları: Maria Troyava (ilk eşi, ölür) , Janet Van Dyne (ikinci eşi, boşanır)
Harekat Üssü: Avengers Malikanesi, New York City, New York, (daha öncesinde) Avengers Topluluğu, Los Angeles, California
İlk Görünüm: (Pym olarak) TALES TO ASTONISH #27, (Ant Man olarak) TALES TO ASTONISH #35, (Giant Man olarak) TALES TO ASTONISH #49, (Goliath olarak) AVENGERS #28, (Yellowjacket olarak) AVENGERS #59
Uzunluk: 1.83 Metre (6 ft.)
Ağırlık: 83.91 Kilogram (185 lbs.)
Göz Rengi: Mavi
Saç Rengi: Sarışın

Güç Seviyesi: Yellowjacket ve Ant Man olarak, kendi yaşındaki normal bir adam kadar güce sahiptir. Normal bir erkeğin gücüne ek olarak yoğun bir egzersiz programıyla daha fazla dayanıklılığa sahip olmuştur. Bu güç seviyesini, Yellowjacket ya da Ant Man olduğu zamanlarda, bir böcek boyutuna küçüldüğünde de elinde bulundurmaktadır. Giant Man ya da Goliath’a dönüştüğünde, dev ölçülere sahipken Pym’in gücü boyunun uzunluğu ile doğru orantılı olarak artış gösterir. Örneğin; 304.8 cm (10 feet) uzunluğundayken, 453.59 kg (1000 pound) kaldırabilmekteyken, 762 cm uzunluğunda (25 feet) iken 10 ton, 3048 cm iken (100 feet) tam olarak 50 tonluk ağırlığı rahatça kaldırabilmektedir. 25 feet uzunluğundan sonra ne kadar büyürse, Pym’in kendi kütlesini kontrol etmek için kullanmak zorunda olduğu güç de artmaktadır.

Bilinen Olağanüstü Özellikleri:
Ant Man ve Yellowjacket olarak, Henry Pym  kendisini bir sineğin boyuna indirgeyebilir. Bu da “Pym parçacıkları” olarak da bilinen atomaltı parçacıklarına kadar küçülebilme özelliği olduğunu göstermektedir. Pym Parçacıkları’nın doğası, kaynağı ve mekaniği gizemini korumaktadır. Bilinen hikaye; Pym’in “Pym Parçacıkları” içeren iksiri içmesi şeklindedir. Bu parçacıklar, beyin nöronlarının elektrik uyarıları ile etkileşime geçerek, “küçülme alanı” olarak adlandırılan bir organizma yaratmıştır. Bu alan aktive olduğunda, tüm vücudu istediği ölçüde küçülebilmektedir. Genellikle kendisini 2,5 cm uzunluğuna küçültmeyi tercih etse de bu uzunluk ile normal uzunluğu arasında herhangi bir uzunlukta değişebilmektedir. Normal ölçülerine dönebilmek için, Pym, farklı tipte parçacıklar içeren farklı bir iksiri içmektedir. Bu parçalar, beyniyle etkileşime geçerek “büyüme alanı” adı verilen bir başka organizma yaratır ve bu organizma, zihinsel komutla harekete geçer. Bu nedenle Pym, normal ölçülerine dönebilmekte ve sahip olduğu gerçek kütleyi ekstra boyutlardan geri kazanabilmektedir.

Garip bir şekilde, Pym’in kütlesi karınca boyutunda ekstra boyut kazanabilmekteyken, ağırlığı bir sineğinki kadar azalmasına karşılık o ölçüdeyken bile normal insan ölçüsünde sahip olduğu güçlere tamamen sahiptir.
Pym parçacıklarının beyni ile etkileşime geçerek Giant Man ve Goliath olarak dev ölçülere ulaşmasının, sağladığını da keşfeden Pym, bunun vücudundaki kas ve kemikleri, ağırlığı da aynı şekilde etkileyerek O’na insan üstü güç verdiğini de fark edecektir.
Sürekli olarak Pym parçacıklarına maruz kaldıktan sonra, bunun sonucu olarak Pym, sadece irade gücü ile kendi boyutlarını istediği an ve ölçüde değiştirebilir hale gelecektir.

Yıllar boyunca Pym’in, devasa boyutlara büyümesiyle beraber vücudunda bir takım zorlanmalar oluşmuş ve büyüme yeteneklerine sınırlamalar meydana gelmiştir. Pym’in insan üstü güçlerini kaybedip kaybetmediği belirsizdir. Muhtemelen, uzun süredir kullanmadığı için onları kaybetmiş olabilir.

Yetenekleri:
Dr. Henry Pym, dünyanın önde gelen biyokimyacılarından olmasının yanında, atomaltı parçacıklar fiziği ve robotlar konusunda dikkate değer bir uzmanlığa da sahiptir.

Özel Eşyalar:
Ant Man olarak “sibernetik başlık” giyen Pym, bu sayede, karıncalar ve diğer böceklerle ilkel de olsa telepatik iletişime geçebilir ve onların zihinlerini bir süreliğinde de olsa kontrol edebilir. 
Yellowjacket olarak, bu başlığın minyatür versiyonlarını yanında taşıyan Pym, aynı telepatik iletişimi Yellowjacket formunda da kurabilmektedir. Yellowjacket olduğunda, eldivenleri içerisinde değişken akımlar yayan elektrik civatalarına sahip elektrikli “arı iğneleri” taşımaktadır. Kostümü, uçabilmesini sağlayan yapay kanatlar içermektedir.
Goliath olduğunda, Pym, bütün laboratuvarını bir mikroçip boyutuna küçültebilir. Çeşitli bölmeleri olan üniforma kemerinde minyatür hale getirilmiş pek çok ekipman mevcuttur.

Tarihçesi:
Dr. Henry Pym, pek çok bilimsel alanda kendini kanıtlamış Amerikalı bir biyokimyacıdır. Doğduğu Macaristan’da siyasi muhalif olan (ve doğduğu topraklardan kaçan) Maria Troyova adındaki cesur ve güzel bir kadınla evlidir. 
Amerikan vatandaşlığının Maria’yı koruyacağına safça inanan Henry ve Maria Pym, evlendikten kısa bir süre sonra Macaristan’a giderler. Burada gizli servis ajanlarıyla karşı karşıya gelirler. Henry Pym bayıltılır ve bu sırada Maria da öldürülür. Henry Pym, Maria’nın ölümüyle perişan olur gelecekte gaddarlık ve adaletsizlikle savaşmak için elinden ne gelirse yapacağına yemin eder.
Amerika Birleşik Devletleri’ne geri döndüğünde Pym bir grup atomaltı parçacık keşfeder ve bu parçacıklar gelecekte “Pym Parçacıkları” olarak tanınacaktır. Pym manyetik alanlar uygulayarak bu parçacıkları iki farklı serum içerisinde hapsetmeyi başarır.
Bu serumlardan ilki, insanların ve nesnelerin boyutlarını küçültürken ikincisi de onları normal boyutlarına geri döndürmektedir. Pym küçültücü serumu kendi üzerinde uyguladığında beklediğinden çok daha güçlü bir buluş yaptığını anlar: Küçültücü serum, O’nu bir karınca boyutuna indirgemiştir. Pym bir karınca yuvasında hapsolur ve karıncalar tarafından kovalanmaya başlar. Güçlükle kaçmayı başarır ve diğer serumu içerek kendi normal boyutuna döner. Her iki serumun da son derece tehlikeli olduğuna karar verir ve serumları yok eder. Ancak haftalar sonra kararını tekrar düşünerek serumları yeniden yaratmaya ve bu keşfi insanlardan saklamaya karar verir. Karınca yuvasındaki deneyiminden sonra, Pym karıncalarla ilgili araştırma yapar ve antenleri vasıtasıyla birbirleriyle elektirik akımları göndererek iletişime geçtiklerini teorize eder. Aylar süren çalışmaları sonucunda Pym ilk sibernetik başlığını yaratarak elektrik dalgası transferi ve alışverişi ile karıncalarla iletişim kurmayı başarır. Bu küçültücü iksiri günün birinde tekrar kullanmak isteyebileceğini hesaba katarak Pym kendisi için koruyucu bir kostüm dizayn eder. Uzun süre bu buluşunu kendisine saklamayı tercih edecektir ancak…
Pym günün birinde hükümet tarafından,daha önceki çalışmaları göz önüne alınarak, insanların limitli olarak radyoaktiviteye karşı bağışıklık kazanmalarına yarayan bir gaz hazırlaması için görevlendirilir. Hükümet, diğer dört bilim adamını da O’na bu çalışmada yardımcı olmaları için görevlendirmiştir. Sovyet İstihbarat Örgütü K.G.B, Pym’in projesini öğrenir ve Pym ile asistanlarını kendi laboratuvarlarında rehin alır. Hazırlanan gazın tüm formülünü tek bilen kişi Pym olduğu için K.G.B tarafından tehdit edilse de formulü söylemeyi reddeder. Ajanlar bunun üzerine laboratuvarı karış karış ararlar ve Pym’i asistanlarını ölümle tehdit ederler. Gizlice sibernetik başlığını takan ve kostümünü giyen Pym küçültücü formul  ile kendisini bir karınca boyutuna küçültür. Laboratuvarın dışındaki bir karınca yuvasına kaçarak başlık yoluyla büyük sayıdaki karıncayı kontrolü altına alır ve onlara ajanlara saldırma emir verir. Karıncalar saldırganların hakkından gelir ve Pym asistanlarını kurtarmayı başarır sonra da normal boyutuna geri döner.  Bundan sonra Ant Man kimliğini kullanarak “Egghead” Elihas Starr adında, en büyük düşmanı olan cani bilim adamı da dahil olmak üzere, pek çok tehditle savaşacaktır.
 Kosmos adlı gezegenden gelen bir uzaylı, Vernon van Dyne adındaki bilim adamını öldürdüğünde Pym, Ant Man gizli kimliğini, van Dyne’ın kızı Janet’e ifşa eder. Janet babasının intikamını almak için yemin etmiştir. Pym Janet’a Pym parçacıkları içeren küçültücü serumu nasıl kullanacağını öğretir ve biyoteknik kullanarak O’na böcek boyutuna indirgendiğinde böcek kanatlarına benzer kanatlar geliştirme yeteneğini verir. Janet van Dyne, bir yabanarısına dönüşerek Ant Man’e yardımcı olur ve katil Kosmosian’ı beraberce alt ederler. Pym ve van Dyne birbirlerine zaman içerisinde aşık olurlar, van Dyne Pym’e ilk eşi Maria’yı hatırlatmaktadır. Pym ve van Dyme, kostümlü kimlikleri içerisinde suçla savaşan bir çift olur ve Avengers takımının kurucuları arasında yer alırlar.
Pym daha sonra Pym parçacıkları içeren bir dizi kapsül geliştirir. Bu kapsüller sayesinde hem kendisi hem de van Dyne istedikleri boyutlara kolayca büyüyüp küçülebilirler. Bundan sonra Pym, suçlularla savaşırken gücünü dev boyutlara sahipken kullanmayı tercih eder ve bu boyuta sahipken Giant Man adını alır. Önceleri 3,5 metre boyuna ulaştığında kendi ağırlığını kontrol edemezken sonraları bundan çok çok fazla yüksekliklere, örneğin 30 metreye ulaştığında bile rahatça hareket edebilecek hale gelse de, 3,5 metreden daha dev boyutlarda yüksekliğiyle orantılı olarak daha zayıf hale gelir.
Ancak, vücudunun ölçülerini dev boyutlara ulaştırması ile Pym’in vücudunda zorlanmalar sonucu ölümcül olabileceğine inandığı hasarlar oluşmuş, Giant Man ve Wasp olarak kariyerlerine devam etmelerinin özellikle van Dyne için tehlikeli olduğuna karar vermiştir. Bunun üzerine van Dyne’dan kostümlü suç savaşçılığından emekliye ayrılmasını isteyerek kendisi de kariyerine son vermiştir. Bundan bir süre sonra Pym ve van Dyne, Sub-Mariner’ın New York City’e doğru harekete geçtiğini öğrendiklerinde, Avengers’ları uyarmak için harekete geçmişlerdir. Van Dyne, Wasp halindeyken ilk denizaltı halkının lideri Attuma ve daha sonra da Collector tarafından yakalanır. Avengers’lara van Dyne’ın kurtarılmasında yardımcı olmak amacıyla Pym, büyüme gücünü yeniden kullanmaya karar verir. Bunun üzerine, yeni bir kostüm tasarlar ve bu defa Goliath adını alır. Uzun yıllardır Pym ve van Dyne, sadece irade gücü ile istedikleri boyutlara erişebilmekteyken Pym, bu defa yalnızca 7,5 metre boyuna erişebilmekte ve bu boyda kalmayı yalnızca 15 dakika başarabilmektedir. Avengers’larla Collector’a karşı olan savaşta, Goliath, 15 dakikadan uzun süre bu boyutta kalmış ve Pym, gerçek boyutuna dönmeyi başaramayıp 3 metrenin altına inememiş ve 3 metre uzunluğunda bir insan olarak kalmıştır. Nihayet Pym, karınca boyuna inmeyi başarabilmişse de normal boyuna bir daha dönememiştir. Collector, Pym’i deneylere tabi tutup yeniden Goliath olabilmesine ( 7,5 metre boyunda 15 dakika kalabilmesine) olanak vermiştir.
Bu süreçte Pym, robotlarla ilgili araştırmalarını sürdürerek yüksek zekaya sahip bir robot yapmayı başarmıştır. Robot, daha sonra yaratıcısına karşı gelerek Pym’in laboratuvarından kaçmış, zamanla Avengers’ın en büyük düşmanlarından birisi olan Ultron adını almıştır.

Ultron, Dr. Henry Pym’in kendi hafıza belleği ve düşüncelerinden, yine kendisi tarafından yaratılmıştır. Bu, Yapay Zeka ile ilgili olarak Reed Richards gibi bir bilim adamının bile başaramadığı bir atılım olmuştur. İlk başta sadece başın üzerine yerleştirilen basit bir kutu gibi görünse de, A.I. Ultron’u tasarlayan Pym, bunun bilimsel keşifler için yeni bir çağ açacağını ummuştur. Ancak, birşeyler korkunç bir halde ters gitmiş; Ultron, Pym’in programlamasının ötesinde çok daha önsezili ve isyankar olmuştur. Hatta Dr. Pym’i mağlup ederek O’nun kendisini yarattığını unutması için beynini yıkamayı başarmıştır. 

Uzun yıllar sonunda, Janet van Dyne’a aşık olan Pym, bastırılmış kişiliğinden dolayı O’nunla evlenmeye direnmiştir. Bir gün laboratuvarında çalışırken Pym, kazara içerisinde çeşitli gaz bileşenleri olan birkaç deney tüpünü kırar. Ortaya çıkan gaz, Pym üzerinde radikal bir geçici kişilik yaratır. Yellowjacket adı verilen yeni bir kimlik kazanır, Henry Pym’I öldürdüğünü, van Dyne’ı kaçırdığını iddia ederek Pym’in uzun zamandır içten içe istediği gibi van Dyne’a evlenme teklif eder. Yellowjacket’in gerçekte Pym olduğunu anlayan van Dyne, O’nun oyununa katılır ve psikolojik durumunun kötüleşmesine engel olmak için O’nunla evlenmeyi Kabul eder. Van Dyne ve Yellowjacket Avengers Malikanesi’nde evlenirler fakat bundan hemen sonra Avengers Ringmaster ve Circus of Crime tarafından saldırıya uğrar. Van Dyne’ı ölüm tehlikesiyle karşı karşıya görmek, Pym’in kendi normal kişiliğine dönmesine neden olur. Avengers bu sırada Ringmaster ve topluluğunu bozguna uğratmıştır. Takma adını kullanarak evlenmiş olamasına rağmen Pym ve van Dyne arasındaki evlilik halen geçerlidir ve her ikisi de bu evliliğin geçerliliğinden ötürü mutludur. Pym sonunda, suçlulara karşı savaşta güçlerini Yellowjacket kostümü ve takma adıyla kullanacağını açıklar. Avengers’la değişik zaman aralıklarında birlikte çalışır. Bununla birlikte geriye kalan tüm zamanını bilimsel araştırmalarına adar. Scott Lang ikinci Ant Man olmak için Pym’in eski ekipmanlarını kullanmak istediğinde Pym O’nu destekler.
Bilimsel araştırmalar Pym’in her zaman için tercih ettiği kariyeri olmuş ve kariyerinin ilk zamanlarında olduğu gibi suçlularla savaşmak O’na artık heyecan vermemeye başlamıştır. Pym parçacıklarını keşfinden sonra bu keşfe eşdeğer bir bilimsel buluş yapamadığını düşünen Pym, zaman zaman gergin ve depresif dönemler içerisine girer. Bunun ötesinde, Ultron’u yaratmış olmaktan ötürü büyük bir suçluluk duymaktadır. Bir bilim adamı olarak kendini gittikçe başarısız hissetmeye başlar. Eşinin bir modacı olarak ulaştığı inanılmaz başarı ve kazandığı büyük miktarda paradan ötürü, evliliklerindeki parasal kaynağın O olduğunu düşünmeye başladığında başarısızlık duygusu şiddetlenir ve Pym öfkesini, ağır sözler kullanarak karısından çıkarmaya başlar.

Avengers, Elfqueen’le savaşa girdiğinde bardağı taşıran son damla gerçekleşir. Elfqueen’in şeytani planları olmadığını hisseden Captain America O’nu sakinleştirmeye çalışmaktadır. Buna rağmen, kendi psikolijisinden ötürü gergin olan Yellowjacket, Captain America’nın ne yapmaya çalıştığına aldırmaksızın Elfqueen’e arkadan saldırır. Bunun sonucu olarak Elfqueen kızgın bir halde savaşmaya devam eder. Savaş sona erdiğinde Captain America, Yellowjacket’in pervasız davranışları sonucu masum insanların ölme ihtimalini de göz önünde bulundurarak, kendisini Yellowjacket’i yargılamak durumunda hisseder. Bir Avengers askeri mahkemesi kararlaştırılır ve Yellowjacket yargılanmak üzeredir. Bir sinir krizi geçirmenin eşiğine gelen Pym, Avengers’lara askeri mahkemede saldırmak üzere bir robot geliştirir. Pym robotta, kendisinin kolayca robotu yenebileceği bir gizli zayıf nokta dizayn eder. Bu saldırıda Avengers’ları robota karşı savunduğu zaman hakkındaki suçlamaların düşeceği ve sonunda Avengers’ların gözünde bir kahraman olabileceği hayalini kurmaktadır. Karısı bu plana karşı çıktığı zaman Pym O’na hakaret eder. Fakat mahkeme gününde Pym’in planı ters gider, robotu alt edip takımı kurtaran Wasp olmuştur. Pym, Avengers’tan kovulur ve bunun da ötesinde eşi Janet, boşanmayla sonuçlanacak olan davayı başlatır.

Pym, eşinin malikanesinden taşınır. Şaşırtıcı derecede beş kuruşsuzdur, kitapları artık satılmıyordur ve patentlerden kazandığı parayı da çoktan tüketmiştir. Pym, eski düşmanı Egghead’e rastlayıncaya dek bir süre amaçsız bir şekilde yaşar. Egghead, kuzeni olan Patricia Starr’ın kolunu kaybetmesine neden olduğu için suçluluk duyduğunu iddia eder ve Pym’den daha önce tasarladığını bildiği bionik kolu Patricia’ya yerleştirmesini isteyerek karşılığında da büyük miktarda para teklif eder. Paraya ihtiyacı olan Pym, Egghead’in isteğini yerine getirir fakat daha sonra biyonik kolu yerleştirdiği “Trish” Starr’ın Egghead’in kontrolünde olduğunu anlayacaktır. Egghead, Pym’e Trish’in biyonik koluna bubi tuzağı yerleştirdiğini ve emirlerine uymadığı takdirde bubi tuzağını patlatarak Trish’i öldüreceğini söyler.

Bunun sonucu olarak Pym, hükümetten adamantiyum çalmak ve Avengers’la savaşmak üzere zorlanır. Ancak Egghead yine yalan söylemiştir: Biyonik kolda bubi tuzağı yoktur. Dahası, Trish Starr, amcasının teknolojisinin Pym’in kurduğu bir komplo olduğunu söylemek üzere programlanmıştır. Henry Pym’in elinde, adamantiyumu tehdit altında çaldığını gösteren hiçbir kanıt yoktur, bu yüzden vatan hainliği suçundan tutuklanır.
Pym’in davası sürerken, kendilerine “Masters of Evil” adını veren bir grup, O’nu kurtardıklarını iddia ederek Pym’i esir alırlar. Aslında Egghead için çalışmaktadırlar ve Egghead, O’na kendi suç organizasyonuna katılmasını teklif edecektir.  Pym kabul etmiş gibi davranır ve Egghead, O’ndan insan yaşam süresini uzatacak olan bir makine geliştirmesini ister. Bir süre sonra Pym, makineyi bitirdiğini söyler. Bir hile olmasından kuşkulanan Egghead ve müttefikleri makineyi incelemeye başlarlar. Makinenin içerisine düşmanlarını alt edebilmek için gizlice değişik düzenekler kuran Pym, Egghead ve Masters of Evil’a karşı makineyi kullanıp tek başına onları yener. Bu arada Avengers, Egghead’in saklanma yerini keşfeder. Avenger Hawkeye, saklanma yerine sızmayı başarır ve Egghead’in Pym’e silah doğrulttuğunu görür. Hawkeye, oklarından birisiyle silahın namlusunu hedef alır, silah büyük bir enerji patlamasıyla patlayarak Egghead’i öldürür.
Masters of Evil organizasyonunun bazı üyeleri mahkemede sorgulanır ve Pym’in Egghead tarafından zorlanılıp kapana kıstırıldığını söylediklerinde Pym nihayet suçsuz bulunur. Pym serbest kaldıktan sonra kostümlü bir maceracı olmaktan vazgeçer, artık zamanının tamamını bilimsel araştırmalar yapmaya adamak istemektedir. Ancak zaman geçtikçe, Pym maceracı olarak içerisinde bulunmasa da Avengers’ın bünyesinde bulunmayı ister ve Avengers Topluluğu için New York City’de Edwin Jarvis’in üstlendiği rolü Batı yakasında üstlenmeyi teklif eder. Pym’in teklifi kabul edilir. Günümüzde Pym, Avengers Topluluğu’nun Batı Yakası Yöneticisi olarak görevine ve Wasp ile olan romantik ilişkisine kaldığı yerden devam etmektedir. 

Gönül Öztopuz







6 Ekim 2012 Cumartesi

Bleach geliyor

BLEACH, Tite Kubo tarafından yaratılmış olan bir manga serisidir. Haftalık bölümleri Haftalık Shonen Jump dergisinde 2001’den beri yayınlanmaktadır. Animeye de uyarlanmış olan BLEACH'in ayrıca iki OVAsı (Orijinal video animasyonu), üç anime filmi, bir rock müzikali ve birçok video oyunu vardır. BLEACH'in mangası Japonya'da toplamda 36 milyonun üzerinde satmıştır.

Seri, 15 yaşındaki hayaletleri görme yeteneği olan bir lise öğrencisi (Ichigo Kurosaki)'nin hayatını anlatır. Rukia Kuchiki isimli bir Şinigami (Ruh Kesici) bir gün bir Hollow'u (Kötü Ruh) takip ederken Ichigo ile karşılaşır. Kötü Ruh ile savaşırken yaralanmasından dolayı güçlerini Ichigo'ya aktarmak zorunda kalır. Böylece Ichigo ve Rukia'nın maceraları başlar. Birlikte Kötü Ruhları arar, düzensiz ruhlar üzerinde ruh gömme işlemi yani Kidoh yapar ve onları Ruh Toplumu'na (Soul Society) yollarlar.
Hikayenin ilk bölümleri, şinigamilik işinden çok karakterler ve geçmişlerine odaklanmıştır. Olaylar açıldıkça hikâye Şinigami dünyasına diğer bir deyişle Ruh Toplumuna (Soul Society) doğru derinleşmeye başlar. Shinigamiler, yani ölüm tanrıları, ruhsal güçlerini kullanabilen özel insanlardır. Bir shinigaminin dünyadaki görevi kötü ruhları temizlemek ve iyi ruhları cennete göndermektir...
Ichigo Kurosaki, 15 yaşında, ruhları görmek gibi özel bir yeteneği olan, asi bir gençtir. Hikaye, tuhaf giyinmiş bi yabancı birdenbire Ichigo’nun yatak odasında görünmesiyle başlar. Bu yabancı onun kendisini görmesine şaşıran şinigami Rukia Kuchiki’dir.
Tartışmaları bir hollow (şeytani ruh)’un ortaya çıkmasıyla kesilir. Rukia, Ichigo’yu korumaya çalışırken dövüş esnesında ciddi bir şekilde yaralanınca güçlerinin yarısını –onun hollowla karşılaşabilecek seviyeye gelmesini umarak- Ichigo’ya vermeye karar verir. Ichigo istemsizce Rukia’nın güçlerinin hepsini alır ve hollowu kolayca yener.
Sonraki gün Rukia transfer öğrenci olarak Ichigo’nun sınıfına gelir. Şaşırdığı üzere Rukia normal bir insan gibi görünmektedir. Rukia, kendini, insan dünyasında kalmak zorunda bırakan şeyin Ichigo’nun normal olmayan gücü yüzünden kendi gücünün hepsini emmesi olduğunu düşünmektedir. Bu yüzden yeteneklerinin iyileşmesini beklerken gigai (yapay insan vücudu) kullanır. Bu sırada Ichigo da Rukia’nın şinigamilik –hollowları yoketme ve ruhları öteki dünyaya yollama- görevini üstlenmek zorunda kalır.

5 Ekim 2012 Cuma


Heyecanla beklenen One Piece 6. Cilt çıktı! Bugün raflarda yerini alıyor, kaçırmayın!

Deniz aşçısı arayışında uğranılan deniz restoranı...
Korsan filosu amirali Don Krieg'in gemiyi ele geçirme planı başarıya ulaşacak mı?
Peki ya Luffyler'in karşısında beliren de kim? 
Gizemli eşsiz hazine "One Piece" hakkında bir okyanus macerası!

One Piece 6. Cilt- Yemin'de!!!

http://gerekliseyler.com.tr/details.php?catid=36&pg=1&direct=1&urun=2161&tmd=120

4 Ekim 2012 Perşembe

Sentry 1. Bölüm: Bir Milyon Güneş Patlaması Gücündeki Kahraman!

Sentry
Sentry 
Gerçek Adı: Robert Reynolds
Meslek: Kahraman
Kimlik: Gizli
Yasal Durum: ABD Vatandaşı, sabıka kaydı bulunmuyor
Eski Takma Adı: Yok
Doğum Yeri: Bilinmiyor
Grup Üyelikleri: Yok
Harekat Üssü: Gözetleme Kulesi (Watchtower)
İlk Görünüm: SENTRY #1, (bir rivayete göre  ilk görünüm STARTLING STORIES #17 olabilir)
Uzunluk: 1.89 Metre (6 ft. 2 in.)
Ağırlık: 90.72 Kilogram (200 lbs.)
Göz Rengi: Mavi
Saç Rengi: Sarışın

Bilinen Olağanüstü Özellikleri:
Sentry’nin güneş enerjisi tabanlı yetenekleri tam anlamıyla bilinememekle birlikte, süper gücü, zarar görmezlik özelliği, süper hızı, uçabilme özelliği ve ışığı kontrol etme kapasitesi olduğu bilinmektedir. Sentry’nin yetenekleri ve gücü, vücudundaki moleküllerde bir faz kayması oluşturarak her atomun geçerli zaman çizelgesinde bir an önde olmasına sebep olan deneysel bir serumdan kaynaklanmaktadır. Serum, bilinçte hiper-duruma neden olan bir fotosentetik reaksiyonu açığa çıkarmaktadır. Gerçek olan şudur ki; Sentry’nin güçleri limitsizdir.

Orijini:
2000 yılında, Bob Reynolds adındaki bir karakter, bir anda kendisinin bir milyon güneşin patlaması gücündeki “Sentry” olarak bilinen süper kahraman olduğunu anımsar. Bunu hatırlamasıyla birlikte ezeli düşmanı Void’in bu dünyaya geri döneceğini de anımsar. Bunun üzerine Reynolds, acilen Marvel’in önde gelen süper kahramanlarını yaklaşan tehlike konusunda uyarmak için harekete geçer.
Birçok kahramanın zihninde, Reynolds’un onlarla bire bir konuşmasının ardından, Sentry ile ilgili unutulan anılar canlanmıştır. Örneğin, Peter Parker, bir zamanlar çektiği Sentry fotoğrafı ile Pulitzer ödülü kazanmıştır. Angel’la, O’nun uçma korkusunu yenmesine yardımcı olmak için sayısız defa uçmuştur. Hulk, Sentry’i asla unutmamıştır, fakat O’ndan bahsettiği zamanlarda O’nu "Golden Man" olarak çağırmaktadır. Sentry, Hulk’un öfkesini kontrol altında tutabilmesi için O’na yardım etmiştir. Daha sonra bunun Sentry’nin sahip olduğu sakinleştirici auraya bağlı olduğu ve bu sayede Hulk’un sadece iyilik için savaşan bir güç olması, halk tarafından onaylanmasına yardımcı olduğunu görürüz. İnsanlar, Sentry ile ilgili kendi anılarını hatırladıklarında, eski ortağı Scott’u da anımsarlar. En önemlisi de, Mr. Fantastic, Robert Reynolds’la kendisinin, bir zamanlar en iyi dostlar olduklarını ve Sentry’nin genellikle Fantastic Four’la beraber takım olup dünyayı tehdit eden tehlikelere karşı beraberce savaştığını anımsar. Zaman geçtikçe, dünyanın geri kalanı da yavaş yavaş Sentry’nin dünya için yaptığı iyilikleri hatırlamaya başlayacaktır.
Sentry’nin neden tüm dünyaca unutulduğu konusunda derin bir araştırmaya giren Richards ve Reynolds önemli bir keşifte bulunurlar: Void ve Sentry, aynı ruhun birbirinden yırtılmış iki parçasıdır, Sentry’nin dünya tarafından unutulmasının nedeni Reynolds’dır. Reynolds, güçlerini kullanarak Sentry’i dünyanın ve kendisinin zihninden silerek, Void’in de herkes için yok olmasını ve unutulmasını sağlamaya çalışmıştır. Dünyanın birleşmiş kahramanları, Void’in gelişini bekler ve bunun için hazırlık yaparken, Reynolds, daha önce yaptığı fedakarlığı yeniden yapmak zorunda olduğunu anlayacaktır. Mr. Fantastic, CLOC ve Doktor Strange’in yardımlarıyla Sentry’i bir defa daha dünyanın hafızasından silerler.

Yaratılış:
Marvel, Marvel Silver Age'den unutulmuş bir Stan Lee kahramanı olan Sentry’i limitli bir seri olarak düzenlemeye karar verir.

New Avengers serisinde Sentry
Sentry’nin Yer Aldığı Hikayeler:
The New Avengers:
New Avengers’ın ilk sayısında, Robert Reynolds’u "Raft"ta bir tutuklu olarak görürüz. Raft, süper kötülerin tutuklu olarak kaldığı özel bir cezaevidir. Robert, karısı Lindy Reynolds’ı öldürdüğü için kendi isteği ile Raft’ta tutuklu olmayı istemiştir. Raft’ta gerçekleşen bir firarda, Sentry, birçok Avengers kahramanını Carnage adındaki bir caninin, ciddi kayıplarla sonuçlanabilecek saldırısında savunur. Carnage gibi güçlü bir caninin üstesinden kolayca gelen Sentry, O’nu uzayın derinliklerine götürerek ikiye parçalar.
Sentry’nin özgür olması için son derece istekli olan Avengers, O’nun karanlık kişiliği hakkında derin bir araştırmaya başlarlar. Sonunda, Sentry’nin karanlık yüzü olan Void’in, orijinal Sentry hikayesinden tanıdık bir süper kötü olan “The General”in, doğrudan emri altında çalışan Mastermind’ın yarattığı serebral virüsün sonucu olduğunu anlarlar. Bu virus Sentry’nin yaşamındaki gerçekleri hatırlama yeteneğine hasar vermiştir. Sentry, büyük bir güç harcayarak ve içtenlikle yardım isteyerek, hafızasında kalan bütün anıları, Paul Jenkins adındaki çizgi roman yazarına aktarır. Paul de bu anıları populer çizgi roman serileri haline getirir. Emma Frost, Sentry’i virüsün prangasından kurtardığında; Sentry aslında karısını öldürmediği, Gözetleme Kulesi’nin Stark Tower’ın tepesinde yer aldığı ve kendisinin şimdiye dek bilinçsiz olarak bu kuleyi halktan sakladığı gibi hayatı hakkında pek çok önemli detayı anımsayacaktır.
Bütün bu anılar su yüzüne çıktıkça, Sentry Avengers’a katılır ve onlarla birlikte suçlularla mücadele etmeye başlar.

Void’in Yok Edilmesi:
Dünyaya geri döndüğünde, Sentry kısa süre içerisinde halkın sevgisini ve takdirini kazanır, gazeteler bir gün içerisinde yüzlerce insanı kurtardığında O’ndan “Golden Guardian” yani “Altın Muhafız” olarak bahsetmeye başlarlar. Bu süreçte Reynolds’un psikolojik problemleri, daha da kötüye gider. Robert Reynolds, Sentry ve Void’in aynı varlıkta bir arada bulunmalarına rağmen onları uzlaştırmada başarılı olamaz ve Sentry, Void’i Watchtower'da (Gözetleme Kulesi) bir mahzene kapatır. C.L.O.C.'un ısrarları sonucu Reynolds’ın psikiyatristi olan Dr. Cornelius Worth, mahzene girdiğinde sadece bir sandalye ve ayna bulur. Cornelius Reynolds’ı  bununla yüzleştirdiğinde Reynolds’ın kafası karışır  ve güçlerine ilk defa sahip olduğu yere (panayıra) doğru koşmaya başlar.
Cornelius, Reynolds’u Sentry ve Void’in dövüşmüş olduğu panayıra kadar takip eder. Cornelius, Sentry’nin, suçluluk duygusundan doğan bir yan ürün olduğunu, Reynolds’ın Sentry’den daha çok aslında Void olduğunu iddia eder. Robert Reynolds’ın anılarının yalnızca yarısıyla (diğer yarısına Void hakimdir) dolu olan Sentry, Void’in kötü olduğundan emin olamaz. Sentry, Void’i kovalayarak Cornelius’a Reynolds’ın O’nu neden kiraladığını anlatır. Reynolds, bilinçsizce, birisinin Void’in varlığını dünyaya ifşa etmesini istemiştir, böylelikle bu gizli yönünü kendinden saklamak zorunda da kalmayacaktır. Sentry, Cornelius’a Void’in zindanda asla hapis olmadığını en başından beri bildiğini söyler. Sentry, Void’in Watchtower'da kapatıldığına kendisinin inanması halinde Reynolds’ın buna ancak inanacağını bildiği için bu şekilde davranmıştır. Ve Sentry, bu şekilde davrandığı takdirde dünyayı Void’in neden olacağı tehlikelerden uzak tutabilecektir.
Sentry, daha sonra bunun gerçek olup olmadığına karar verebilmek için Doktor Strange’i ziyaret eder. Strange, Sentry’i eski profesörünün araştırma tesisine doğru yolculuğa çıkararak aldatır. Bu araştırma tesisinde profesör ve Strange, Sentry’i, süper kahramanların olmadığı ve Sentry’nin ruh hastası olduğu  hayali bir diyarda hapseder. Sentry profesöre karşı koyarak illuzyondan kaçmayı ve özgür kalmayı başarır.  Void’le yüz yüze karşılaşmak ve Reynolds’ın hangi anılarının Void’in kafasında yer aldığını bulabilmek için Antartika’ya gider.

İç Savaş:
İnsan-üstü İç Savaş’ta, Sentry, Iron Man’in “Pro-Registration” Programı’nda O’nun tarafında yer alır. Bir S.H.I.E.L.D. bölüğüne eşlik ederek Wolverin’le mücadele eder ve O’na aslında bu işe dahil olmak istemediğini fakat başka bir seçenek göremediğini, bu pis işi sonlandırabilmek için kısa süre de olsa işin içinde yer almak zorunda kaldığını söyler. Bunları söyledikten sonra da Wolverine’i yere yıkar ve S.H.I.E.L.D’ e teslim eder. 
New Avengers’ın arasında gerçekleşen bir savaşta, hangi tarafta olursa olsun tanıdığı insanların ölümüne sebep olacağını hisseden Sentry, bu savaşta taraf olmamak için kaçmaya çalışırken Dünya’dan Ay’a uçar. Ay’da "insanlık dışı" varlıklarla karşı karşıya gelir. Bir tehlike olduğuna inanılarak Sentry’e, Ay'da bulunan sözde "Mavi Alan" olan “Black Bolt”a kadar insanlık dışı varlıkları takip etmesi görevi verilmiştir. İç Savaş’la ilgili olayları bu varlıklarla tartışan Sentry’nin onlarla olan dostluğu yeniden alevlenir. Bu arada onlardan birisi olan Crystal’le geçmişte var olan ilişkisi su yüzüne çıkarak kaldığı yerden devam etmeye başlar. Bunun üzerine Iron Man, Sentry’i, ilk başlarda son derece isteksiz de olsa Kaptan Amerika’ya yardım etme konusunda ikna etmeye gider. Kaptan Amerika, dünyanın değiştiğini anlayarak önlem almaya çalışmaktadır. İç Savaş’tan üç gün sonra Sentry’nin Registration Programı’na verdiği destek halka duyurulur. Tony Stark, O’nun Mighty Avengers takımının yeni gelen üyesi ve 142 kayıtlı süper kahramandan birisi olduğunu ilan eder. 

Hulk: Dünya Savaşı:
Sentry’nin Stark Tower’ın tepesinde bulunan Watchtower'ı, Hulk ve Iron Man’in New York’taki ilk dövüşünde yerle bir olur. Mister Fantastic, Sentry’nin Hulk’ı sakinleştirip yatıştıran aurasını kopyalayabilen bir makine yaratır fakat Hulk bu makineyle kandırılamaz. Bu süreç boyunca Invisible Woman ve ABD başkanı gerçek Sentry’e ulaşmaya çalışsalar da, Sentry onların ricalarını kabul etmez.
Hulk’ı n Mister Fantastic’i, Iron Man’i bir gladyatör savaşında öldürmeye teşvik edişini televizyonda gördükten sonra Sentry sonunda New York’a uçarak Hulk’ı durdurmaya karar verir. Sentry ve Hulk arasında büyük bir çarpışma yaşanır. Öyle ki Hulk’ın kontrolü tamamen kaybolur ve gücü, şimdiye dek görülmemiş bir seviyeye ulaşır. Dövüş sırasında o kadar büyük bir enerji açığa çıkar ki Hulk da, Sentry de normal insan görünümlerine dönerler ve Bruce Robert’ı zayıf bir yumrukla yere sermeyi başarır.

İç  Savaş Sonrası:
İç Savaş’tan sonra Tony, Robert’ın, Avengers’ın yeni versiyonu olan Mighty Avengers’ın yeni gelen üyesi olduğunu halka açıklar. En güçlü üye olarak betimlenmesine karşın güçlerini kullanma konusunda yeterince tecrübe sahibi değildir. Ultron’a karşı yapılan savaşta, Ultron’un Sentry’nin eşine suikast düzenlemesinden sonra Helicarrier’i indirebilmek için virus yollamasınına kadar geçen sürede bu tecrübesizlik göze çarpmaktadır.
Bu olay olduktan sonra öfkeden kuduran ve neredeyse Void karakterine bürünen Robert, Ultron’a acımasızca saldırır, Ares O’nu oyalar ve bu sırada Ultron’u etkisiz hale getirmek için Ant Man’in bir virüs geliştirmesine izin verir. Ama Sentry, merhamet etmez ve Ultron’a saldırmaya devam eder. Virüsün Ultron’a yüklenmesi henüz tamamlanmamışken Sentry neredeyse O’nun başını uçurmak üzeredir, Ms. Marvel araya girip Sentry’i etkisiz hale getirmek zorunda kalır. Ultron yenilgiye uğradıktan sonra Sentry Watchtower'a  alelacele giderek karısının hayatta ve iyi olup olmadığını görmek ister. Daha sonra Sentry’nin karısı Lindy’nin, Sentry’nin güçlerini alması ya da O’nu ortadan kaldırmasını kendisinden istemesi üzerine Tony büyük bir şaşkınlığa düşecektir.

Gönül Öztopuz